YAPBOZ Kelime Anlamı Nedir?


yapbozanlamı

a. Kesilmiş resim parçacıklarını birbirine uygun duruma getirerek asıl biçimi yeniden oluşturmaya dayanan bir tür çocuk oyunu.

Güncel Türkçe Sözlük


Sponsorlu Bağlantılar

YAPBOZ ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • YAPBOZ: yapbozanlamı a. Kesilmiş resim parçacıklarını birbirine uygun duruma getirerek asıl biçimi yeniden oluşturmaya dayanan bir tür çocuk oyunu. Güncel Türkçe Sözlük Devamını Oku

  • SAKLAMBAÇ: saklambaç, -cıanlamı a. Oyunculardan birinin ebe olması ve saklanan arkadaşlarını bulması temeline dayanan bir çocuk oyunu: “Güneş ise afacan bir çocuk gibi bulutlarla saklambaç oynuyor, bir kaybolup bir gözüküyordu.” –A. Kulin. Güncel Türkçe Sözlük Devamını Oku

  • ÇOCUK OYUNU: çocuk oyunu(1. anlamı) a. 1. Çocukların oynadığı oyun: “Çocuk oyunlarının büyük çoğunluğu gibi heyecanı artırma zamanı geldi.” –A. Kutlu. 2. mec. Basit ve sıradan bir olay veya durum. Güncel Türkçe Sözlük çocuk oyunu(2. anlamı) İng. children’s play Çocuklar için düşünülmüş, eğlendirirken eğitmeyi amaçlayan oyun. BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü1983 çocuk oyunu(3. anlamı) İng. game of children Çocukların içgüdüsel oyun gereksinmelerinin toplumsal yaşantı Devamını Oku

  • ÇILGINLIK OYUNU: çılgınlık oyunu(1. anlamı) İng. fool’s play Rönesans başlarında eğlence amacı ile yazılmış, insanları çılgınlıkları içinde gösteren, genellikle sürekli bir olay dizisi olmıyan dinsel ve siyasal taşlamaya dayanan oyun. BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü1983 çılgınlık oyunu(2. anlamı) Fr. sotie On beşinci ve on altıncı yüzyıllar Fransa’sında eğlence ereği ile yazılmış, kişileri çılgınlıklar içinde gösterilen, çoğu kez ana olayı bulunmayan dinsel, siyasal Devamını Oku

  • ÇILGINLIK OYUNU: çılgınlık oyunu(1. anlamı) İng. fool’s play Rönesans başlarında eğlence amacı ile yazılmış, insanları çılgınlıkları içinde gösteren, genellikle sürekli bir olay dizisi olmıyan dinsel ve siyasal taşlamaya dayanan oyun. BSTS / Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü1983 çılgınlık oyunu(2. anlamı) Fr. sotie On beşinci ve on altıncı yüzyıllar Fransa’sında eğlence ereği ile yazılmış, kişileri çılgınlıklar içinde gösterilen, çoğu kez ana olayı bulunmayan dinsel, siyasal Devamını Oku

  • ÇOCUK KALMAK: çocuk kalmakanlamı büyümüş olmasına rağmen çocukça düşünceler taşıyıp çocuk gibi davranmak: “Araya araya bu oyunu mu buldun? Ayol sen sahiden çocuk kalmışsın.” –R. H. Karay. Güncel Türkçe Sözlük Devamını Oku

  • İÇ DİRENÇ DÖNÜŞTÜRGECİ: iç direnç dönüştürgecianlamı İng. matching transformer, impedance transformer (matching transformer) Sinema/TV. İç dirençleri birbirine uymayan elektronik aygıtları ya da dalgalık ile almaçları birbirine bağlarken araya takılan ve iç dirençleri birbirine uygun duruma geçiren aygıt. BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü1981 Devamını Oku

  • KOMPOZİSYON: kompozisyon(1. anlamı) Fr. composition a. 1. Ayrı ayrı parçaları bir araya getirerek bir bütün oluşturma biçimi ve işi. 2. Öğrencilere duygu ve düşüncelerini etkili ve düzgün bir biçimde anlatmaları için yaptırılan yazılı veya sözlü çalışma, tahrir, kitabet. Güncel Türkçe Sözlük kompozisyon(2. anlamı) İng. composition (Resim, Heykel, Mimarlık) 1. Sanat yapıtında, parçaların bir bütün içinde düzenli olarak bir araya getirilmesi. Devamını Oku

  • YENİ İZLENİMCİLİK: yeni izlenimcilik, -ği(1. anlamı) a. İzlenimcilerin içgüdüye dayanarak yaptıkları, güneş ışığının parçalanmasını bilimsel yöntemli biçimde uygulayan, izlenimcilerin bozdukları yapısal kuruluşa yeniden önem veren, saf renkleri nokta nokta sürüp renk karışımını seyircinin gözünde oluşturmayı amaçlayan resim akımı. Güncel Türkçe Sözlük yeni izlenimcilik(2. anlamı) Alm. Neo-Impressionismus (Resim) İzlenimcilerin içgüdüsel olarak yaptıkları güneş ışığının parçalanmasını bilimsel, yöntemli biçimde uygulayan, izlenimcilerin bozdukları yapısal Devamını Oku

  • DOĞRULMAK: doğrulmak(1. anlamı) (nsz) 1. Eğik veya eğri bir şey, düz bir duruma gelmek. 2. Oturan veya yatan bir kimse toparlanmak, dik bir duruma gelmek: “Sırtı dönük orta yaşlı adam doğruldu.” –Y. Atılgan. 3. (-e) Yönelmek: “Çocuk hızlı, paytak adımlarla parkın kapısına doğruldu.” –S. F. Abasıyanık. 4. mec. Yeniden güçlenmek, kalkınmak. 5. hlk. Para sağlanmak, kazanılmak: Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar