FOSLAK Kelime Anlamı Nedir?


foslakanlamı

Gücü, kuvveti olmayan, bitkin ve üzerine gevşeklik çökmüş (kimse),

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


Sponsorlu Bağlantılar

FOSLAK ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • FİŞEKLİK: fişeklik, -ği(1. anlamı) a. 1. Üzerine tüfek, tabanca fişekleri geçirilip bele asılan veya omuzdan bele doğru çapraz geçirilen kemer, kargılık. 2. ask. Kütüklük. Güncel Türkçe Sözlük fişeklik(2. anlamı) Hamam külhanında duman çıkan delik. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü Devamını Oku

  • FOSUK: fosuk(1. anlamı) İçi boş, çürük Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü fosuk(2. anlamı) Gücü, kuvveti yerinde olmayan (kimse). Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü Devamını Oku

  • GINCIFIR: gıncıfır(1. anlamı) 1. Ağırbaşlı olmayan, hoppa (kimse). 2. Her şeyi anlayışla karşılamayan, hoşgörüsü olmayan (kimse). 3. Şık, zarif, ince (kimse): İkisi de gıncıfır. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü gıncıfır(2. anlamı) Tam belli olmayan, birkaç anlam verilebilen oynak söz. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü gıncıfır(3. anlamı) Ufak tefek: Gıncıfır bir kadın. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü gıncıfır(4. anlamı) Cilve, naz. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü gıncıfır(5. anlamı) Temiz, tertipli. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü Devamını Oku

  • ANDILMAK: andılmakanlamı 1. Abanmak, yaslanmak, bir şeyin üzerine yüklenmek, eğilmek. 2. Bir kimseye asılmak. 3. Boş vakit geçirmek, hiç bir iş yapmamak. 4. Üstüne varmak. 5. Kuvveti kesilmek, halsiz düşmek. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü Devamını Oku

  • ÇİÇEKLİK: çiçeklik, -ği(1. anlamı) a. 1. Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap: “Her evde, bahçelerde, sofalarda, odalarda, saksılarda, çiçekliklerde çiçekler bulunur.” –A. Ş. Hisar. 2. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. 3. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. 4. bit. b. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça. Güncel Türkçe Sözlük çiçeklik(2. anlamı) Odanın Devamını Oku

  • GEZGİN: gezgin(1. anlamı) sf. Gezmek, tanımak, görmek, dinlenmek amacıyla geziye çıkan (kimse), gezici, gezmen, seyyah: “Yabancı gezginlerin Türkiye üzerine kitaplarında da meddahlar ve hikâyelerinin konuları üzerine bilgi buluruz.” –M. And. Güncel Türkçe Sözlük gezgin(2. anlamı) Fr. Ambulant BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu gezgin(3. anlamı) Çok gezen (kimse). Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü gezgin(4. anlamı) Seyyar satıcı Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü gezgin(5. anlamı) 1.bk.gezeğen (I). 2.bk. gezekçi (II). 3. Uykuda Devamını Oku

  • LAHMİ: lahmi(1. anlamı) 1. Güçsüz, bitkin (kimse). 2. bk. lalalaş-1. 3. bk. lalak-2. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü lahmi(2. anlamı) Kepek, tuz ve su karıştırarak yapılan hayvan yemi, yal. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü lahmi(3. anlamı) Aptal. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü lahmi(4. anlamı) Ağırkanlı, uyuşuk (kimse). Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü Devamını Oku

  • TİRİT: tirit, -di(1. anlamı) Far. ter³d a. 1. Et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemek. 2. Yemeğin suyu. 3. sf. hlk. Yaşlı ve zayıf (kimse). Güncel Türkçe Sözlük tirit(2. anlamı) Her şeye burnunu sokan (kimse). Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tirit(3. anlamı) Değer, eder. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tirit(4. anlamı) Etin sinirli bölümü. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tirit(5. anlamı) Ölçüsüz, yersiz davranışlar yapan. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü tirit(6. anlamı) Güçsüz, Devamını Oku

  • GEDE: gede(1. anlamı) 1. Çelimsiz, zayıf, cüce (kimse) 2. Annesi babası olmayan (kimse) 3. Aç gözlü, obur (kimse). 4. Arsız (kimse). 5. Yaşına göre daha akıllı görünen (kimse). 6. Niteliği düşük, kötü, aşağı (adam). 7. Cimri. 8. Karnı şiş, hastalıklı (kimse). Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü gede(2. anlamı) Erkek çocuğu. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü gede(3. anlamı) Sahil. Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü gede(4. anlamı) Boyunduruğun sabana takılan kısmı. Türkiye Devamını Oku

  • EZGİN: ezgin(1. anlamı) sf. hlk. 1. Paraca durumu bozuk olan (kimse). 2. Çok cefa görmüş (kimse): “Emir, hüküm altında yetişmiş bir sığıntı olduğunu çekingen, ezgin tavrıyla daima belli ederdi.” –R. H. Karay. 3. Çürük, ezik (meyve). 4. mec. Üzüntü veren: “Bir gece önce çadırın kenarında dinlediğimiz o ezgin, baygın nağmeyi tutturdu.” –O. C. Kaygılı. Güncel Türkçe Sözlük ezgin(2. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar